Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 5 Nisan 2010
Bu gece lusid rüya denilen rüyalardan yine gördüm. Rüya esnasında, rüyada olduğunuzun farkında olmak çok enfes bir olay. “Nasıl olsa rüyadayım” deyip, yüksek bir binanın üstünden atlamak mesela.. ya da normalde çok zor gibi görünen herhangi bir şey..
Bir de meselenin daha uyumadan önce “şu konuda bir rüya göreceğim” şeklinde bilinçli bir konu seçim süreci var. Sanırım bu konuda gitgide kendi çapımda biraz daha iyi sonuçlar alıyorum.
Konuyla ilgili pek çok sitede, uyandıktan hemen sonra rüyanın anlatılması/yazılması ve kişinin kendisine yapacağı telkinlerle yapılacak egzersizler tavsiye edilmiş.

Uyandıktan sonra rüyanın yazılması meselesi, hemen Final Fantasy’de geçen 2065′deki rüya kayıt cihazını aklıma getirdi. Videoyu izleyince “E o zaman bu fikir yeni ve orijinal bir fikir değil” diyeceksiniz sanırım. Evet değil.
Bahsedeceğim mesele sadece film içerisinde geçen bu cihazın, gerçekte yapılabilmesi için özünde aynı 2 ayrı teknik önermek:
Lusid rüyalar için bahsedilen yöntemi, beynin yaymış olduğu elektromanyetik sinyallerle eşleştirerek, böyle bir cihazın kullanacağı bir veri deposu oluşturmak. Yani her nesne ve olguyla bir sinyal (grubunu) eşleştirmek.
1.Yöntem için bir örnek vermek gerekirse;
Diyelim ki; Beyin sinyallerini kaydeden cihazlara bağlanmış bir şekilde rüyamda 1. gün; büyük bir şelale gördüm, ardından büyük yemyeşil bir orman.. 2. gün; patetes kızartması ve salata.. 3. gün; açılan bir baraj kapağı ve su içinde kalan ağaçlar 4. gün; minik civcivler ve yüksek bir bina…
Bu şekilde rüyada neler gördüğüm ve bunlara dair sinyal verileri eş zamanlı olarak kayıt altına alınmış olacak. Açıkça görülebilir ki bu veriler ne çok olursa o kadar sağlıklı yorum yapılabilecektir .Mümkün olduğunca çok bu şekilde veri elde etmek ve ardından bu verileri etiketlemek (evet wordpressin etiketleri gibi) kaydeğer bir veri ambarı sağlayacaktır.
Daha sonra atıyorum sinus dalgasını andıran 0,1023 volt şiddetindeki bir eğrinin, yaklaşık olarak yeşil’e; benzer şekilde 0,1285 volt şiddetindeki parabolik bir eğrinin su’ya tekabül ettiğine dair çıkarımlar yapılabilir.
Bu şekilde, kişinin rüya da neler gördüğü hakkında kabaca da olsa bir tahmin yürütülebilir sanırım.
2. Yöntemde biliyoruz ki; görülen bir elma için, beynin içerisine giren bir elma yoktur. Elmadan yansıyan fotonlar vardır sadece. Üstelik beyine ulaşan şey bu fotonların kendisi de değildir, o fotonun enejisi ile uyarılan hücrelerin gönderdiği sinyallerdir aslında beyne giden.
Bu şekilde, binlerce insana elma gösterirken beynin görme merkezindeki sinyallerin kaydedilmesi ve hepsinin toplu olarak ele alınması sonucu elma’ya karşılık gelen bir sinyal gurubuna ait değerler elde edilebilir.
Görüleceği üzere burada, 1. yötemdeki rüyada görülen nesnelere göre verileri değerlendirme değil, uyanık haldeyken nesnelerin direkt seçilerek gösterilmesi ve verilerin buna bağlı olarak değerlendirilmesi söz konusu.
Böylece bir “rüya kayıt cihazı” olmasa da en azından bir “rüya tahmin cihazı” yapmak mümkün olabilir gibime geliyor. (Bir elma’nın uyanıkken görülmesi ile rüyada görülmesi esnasındaki sinyaller farklı mıdır bilemiyorum fakat “fark yoksa”; 2. yöntem daha hızlı sonuç verebilir.)
Son Yorumlar