Düşünce Defteri

Rüya Tahmin Cihazı

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 5 Nisan 2010

Bu gece lusid rüya denilen rüyalardan yine gördüm. Rüya esnasında, rüyada olduğunuzun farkında olmak çok enfes bir olay. “Nasıl olsa rüyadayım” deyip, yüksek bir binanın üstünden atlamak mesela.. ya da normalde çok zor gibi görünen herhangi bir şey..

Bir de meselenin daha uyumadan önce “şu konuda bir rüya göreceğim” şeklinde bilinçli bir konu seçim süreci var. Sanırım bu konuda gitgide kendi çapımda biraz daha iyi sonuçlar alıyorum.

Konuyla ilgili pek çok sitede, uyandıktan hemen sonra rüyanın anlatılması/yazılması ve kişinin kendisine yapacağı telkinlerle yapılacak egzersizler tavsiye edilmiş.

Uyandıktan sonra rüyanın yazılması meselesi, hemen Final Fantasy’de geçen 2065′deki rüya kayıt cihazını aklıma getirdi. Videoyu izleyince “E o zaman bu fikir yeni ve orijinal bir fikir değil” diyeceksiniz sanırım. Evet değil.

Bahsedeceğim mesele sadece film içerisinde geçen bu cihazın, gerçekte yapılabilmesi için özünde aynı 2 ayrı teknik önermek:

Lusid rüyalar için bahsedilen yöntemi, beynin yaymış olduğu elektromanyetik sinyallerle eşleştirerek, böyle bir cihazın kullanacağı bir veri deposu oluşturmak. Yani her nesne ve olguyla bir sinyal (grubunu) eşleştirmek.

1.Yöntem için bir örnek vermek gerekirse;
Diyelim ki; Beyin sinyallerini kaydeden cihazlara bağlanmış bir şekilde rüyamda 1. gün; büyük bir şelale gördüm, ardından büyük yemyeşil bir orman.. 2. gün; patetes kızartması ve salata.. 3. gün; açılan bir baraj kapağı ve su içinde kalan ağaçlar 4. gün; minik civcivler ve yüksek bir bina…

Bu şekilde rüyada neler gördüğüm ve bunlara dair sinyal verileri eş zamanlı olarak kayıt altına alınmış olacak. Açıkça görülebilir ki bu veriler ne çok olursa o kadar sağlıklı yorum yapılabilecektir.Mümkün olduğunca çok bu şekilde veril elde etmek ve ardından bu verileri etiketlemek (evet wordpressin etiketleri gibi) kaydeğer bir veri ambarı sağlayacaktır.

Daha sonra atıyorum sinus dalgasını andıran 0,1023 volt şiddetindeki bir eğrinin yaklaşık olarak yeşil’e benzer şekilde 0,1285 volt şiddetindeki parapolik bir eğrinin su’ya tekabül ettiğine dair çıkarımlar yapılabilir.

Bu şekilde, kişinin rüya da neler gördüğü hakkında kabaca da olsa bir tahmin yürütülebilir sanırım.

2. Yöntemde biliyoruz ki;  görülen bir elma için, beynin içerisine giren bir elma yoktur. Elmadan yansıyan fotonlar vardır sadece. Üstelik beyine ulaşan şey bu fotonların kendisi de değildir, o fotonun enejisi ile uyarılan hücrelerin gönderdiği sinyallerdir aslında beyne giden.

Bu şekilde, binlerce insana elma gösterirken beynin görme merkezindeki sinyallerin kaydedilmesi ve hepsinin toplu olarak ele alınması sonucu elma’ya karşılık gelen bir sinyal gurubuna ait değerler elde edilebilir.

Görüleceği üzere burada, 1. yötemdeki rüyada görülen nesnelere göre verileri değerlendirme değil, uyanık haldeyken nesnelerin direkt seçilerek gösterilmesi ve verilerin bu bağlı olarak değerlendirilmesi söz konusu.

Böylece bir “rüya kayıt cihazı” en azından bir “rüya tahmin cihazı” yapmak mümkün olabilir gibime geliyor. (Bir elma’nın uyanıkken görülmesi ile rüyada görülmesi esnasındaki sinyaller arasında fark varmıdır bilemiyorum fakat “fark yoksa”; 2. yöntem daha hızlı sonuç verebilir.)

Korumalı: Allah’ım (süpersin) teşekkür ederim!

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 12 Mart 2010

  • Kategori: Genel
  • Yorumları görmek için parolanızı girin.

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Empatika F

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 10 Şubat 2010

Evet, bazen doğmamış çocuğa elbise dikiyorum.

Şimdi o elbiselerden birisi daha; Muhtemelen açmayağım bir kafe için isim aklıma geldi: Empatika.
Sonra farkettim ki tek başına F’nin okunuşu ile birleşince “Kafe” lafzı da çıkıyor. Ben de olmayan kafemin ismini daha adını koymadan değiştirdim: Empatika F

İçinde hem Pati, hem de Patika geçtiği için, t’nin ya da i’nin patisinden F’ye patika bir yol çizeyim istedim logosunda.. ama PhotoShopsuz ancak bu kadar oldu.

Siz de bir kahve içimi, bir başka bedene taşınıp Empati kurmak isterseniz bekleriz..

Bir varmış bir yokmuş

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 27 Ocak 2010

Bir zamanlar DOS ve QDOS adında iki robot varmış. Bill diye birisi gelmiş ve bunların özelliklerini kullanarak MS-DOS diye başka bir robot yapmış. MS-DOS çevresinde free dağıtılan ne varsa kapmış ve sonra kendisine maletmiş.

Gel zaman git zaman, MS-DOS büyümüş ve delikanlı olmuş, lakin çevresinde afili rakipleri varmış bu da radikal bir karar almış. Estetik doktotuna gitmiş. “Beni Steve’in robotuna benzet” diyerek ameliyat olmuş.

Bu ameliyat ona iyi gelmiş. Steve‘in yakışıklı robotuna benzediği için bunu da çok sevmişler ve hayli havalı durduğu için bir de nick vermişler: Windows.

Zaman böyle akıp giderken, “İnternet” adında fenomen bir köy ortaya çıkmış. Bizim MS-DOS, yeni adıyla Windows, İnternet Köyüne giden IE adında otobüs seferleri düzenlemiş lakin kendi havasından yanından geçilmediği için IE seferlerinin fiyatlarını metrobüs ücretlerinden bile fazla yapmış.

Lakin bu fenomen çok hızlı gelişiyormuş. Öyle ki İnformia gezegeninin dört bir yanından insanlar İnternet Köyünde buluşup olağan dışı pek çok yenilik geliştiriyorlarmış. Bizim Windows, Opera güzelinden teknik alayım, Google yeni yetmesinden taktik kapıp Bing‘e katayım derken hayli yoruluyormuş.

Bu arada, o fenomen meydanda buluşan bazıları hayli gelişmiş işletim robotlarını ya da WP dedikleri, İnternet Köyü tarihinin en geniş katılımlı ve en modüler ağ projesini bile ücretsiz olarak halka dağıtıyorlarmış.

Adı üstünde fenomen bu ya, bazıları da hem bu fenomenin WP gibi hizmetlerini ücretsiz kullanır, hem de böylesine Açık Yürekli insanlarla dalga geçerlermiş..

..ve gökten üç “W” düşmüş.
Birisi bu masalı yazanın, birisi yazdıranın, birisi de okuyanın başına.

Harikasın.com

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 22 Ocak 2010

Az önce telefonun kulaklığını hiç kullanmadığımı fark ettim. Sonra içimdeki ses “e müzik yok ki telefonda” dedi. Haklıydı(m). Çok uzun süredir ne bilgisarımda ne de telefonu parası ödenmemiş şarkı ya da program bulunmuyor.

Sonra, sanatçılara parasını ödediği halde Last.FM‘i kapattıran MÜYAP‘a kızdım.
Ve ardından kendimi harikasın.com için çalışma sistemi düşünürken buldum.

Anlatayım;
Yaklaşık bir ay önce, Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales’ın ricasına neden bu sefer katılmayacağımı açıklamıştım. Wales, “7,5 Milyon $ lazım olduğunu ve wikipedia’yı desteklemizi” rica ediyordu.
31 Aralık’taki güncelleme notunda ise: Bu para tamamlandığı için teşekkür ediyor. (bknz: Wikipedia, Teşekkür ve Rica)

Bu kadar büyük  rakamlar dahi mümkünse,  aynı şey neden sanatçılar için neden olmasın.

Çoğu kişi şunu kaçırıyor, internetten müzik indirmek ücretsiz bulunabilmesinin yanında aşırı derece pratik olduğu için de tercih ediliyor. Yeri gelmişken bir kere daha duyması gerekenlere bağırıyorum: İnternet müzik camiası için düşman olarak değil, pazar olarak da görülebilir!

Malzemeler sanırım hazır.. Harikasın.com’a ateşe koyabiliriz :)

Harikasın.com Doğrudan sanatçının kendisine, destek olunmasını sağlayan bir sistem.

Atıyorum, dailymotion.com da ya da binlerce blogger’ın sayfasında, şarkının/klibin hemen altında bir “harikasın!” simgesi var.

Ve dinlediğim @mustafaceceli ya da @sertaberener şarkısı için “yaa Harikaa!!” gibi tepkilerle birlikte bu simgeye tıklıyorum; sertaberener.harikasin.com sayfası açılıyor. Sertab’a göre arka plan vs. kişilselleştirilmiş olan sayfada puan/para gönderme formu bulunuyor. Göndereceğim miktar doğrudan sanatçının kendisine gidiyor. Dilersem “adım görünsün” ya da “görünmesin” gibi seçenekler de var.

Böylece, okuldaki bir arkadaşınızın kendi şarkılarını yayınlamasını ve karşlığını almasını sağlayabilirsiniz.
Ya da
Müzik sektöründeki aslan payını yapımcı/dağıtımcı şirketlerin alması yerine camiasın asıl öznesi olan, o sevdiğiniz sanatçıların emeklerinin karşılığını almasına yardımcı olabilirsiniz.

OTİSÇABE* için hemen şunu notu düşelim;
Farazi birşeyden bahsetmiyorum, Damlaya damlaya 7,5 M i l y o n $’lık göl oluyor.
Hem de her sene yeniden!

Aya Nasa mı çıkar Anayasa mı?

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 22 Ocak 2010

Burada daha çok ortaya bir ürün çıkmasını sağlayabilecek düşüncelerden bahsetmiştim. Lakin, belki son günlerdeki gündemin bir hayli sıcak olmasından, insan ister istemez sosyal ve/ya siyasal olaylar üzerinde de düşünürken buluveriyor kendisini. Çünkü gezegendaşlarımız Nasa’yı konuşrken biz Anayasa’yı konuşuyoruz. Hala!

Malum @ÇP; internet tabanlı Alternatif Çözümler Partisi demekti. Dolayısı ile herhangi bir yasanın çıkması demek, insanların bilgiyasar başında kolayca tercihini belirtmesi demek. Öyle meclis aritmetiklerine, milletvekili transferlerine hatta millet-vekillerine de ihtiyaç yok. Çünkü zaten milletin kendisi, kendi oyunu dilediği an kullanabiliyor.

Yasaların milyonlarca kişilik milletin kendisiyle ve bir kaç tık pratikliğinde gerçekleşeceği için, “Anayasayı baştan sonra eleden geçirmek” demek öyle ürkütücü bir kavram değil. Ki hepi topu 177 Madde. Her ay 10′ar maddelik paketler halinde bile ele alında 18 ay’da bir buçuk senede bu çalışma tamamlanabilir. Hadi 2 sene olsun..

2010-1980=30

Demek ki;

Ne sağın ne solun, ne kuzeyin ne güneyin beğenmediği ama “Otuz senedir” de değiştir(e)mediği 80 anasayasının, @ÇP ile ki taş çatlasa 2 yıllık bir direnci var.

Programlarda RAM kullanımı

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 6 Ocak 2010

Norton’un Türkiye sitesindeki ürünlerine ve bunlardaki yeniliklerine bakarken bir şey fark ettim: Norton kurunca kendimi güvende hisseceğimi biliyorum ama bununla birlikte makinayı en az benim kadar da o kullanacak ve sistemi yavaşlatacak diye korkuyorum.

Malum başta cnet/download.com olmak üzere pek çok program indirme sitesi var.

Bu sitelerde program hakkında incelemelerin yanı sıra; dosya boyutu, üretici firma, site adresi, uygun işletim sistemi gibi bilgiler yer alıyor.

Diyorum ki; keşke her programın ne kadar RAM/bellek harcadığı da bu özellikler listesinde standart olarak yer alsa ne güzel olur. Böylece daha baştan insalar sistem kaynlarının ne kadarını o programa ayıracaklarını bilmiş olurlar.

Taşınabilir Zil

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 14 Aralık 2009

Geçen gün minik sevgili yeğenim bizde idi. Bu arada bir başkası daha gelecekti ama bu arada bizim ufaklığın uykusu gelmeye başladı. Tam uykuya daldığında zilin çalması pek de hoş olmayacaktı. Bu sırada şöyle;

Taşınabilir, kablosuz, sesi ayarlanabilir bir zil olsa..

Çoğu zaman belirbiryerde dursa fakat bu tip durumlarda lazım olduğunda zili çocuklardan uzak bir mekana alıp sesini kısabilsek vs.. diye düşünmüştüm.

Lakin böyle bir ürünler zaten varmış :)

Çağrışımlar: ,

CV’lerde standart

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 30 Eylül 2009

XML ilk çıktığı günlerle pek çok şey söyleniyordu. “Buzdolapları internetten spariş verirken bu dili kullanacaklar” vb.. Hem bahsi geçen bu buzdolabı hem de çok daha fazlası gerçekleşti.

… ..ve temdelde kendisi de xml olan, RSS diye bir şey çıktı ortaya. Sade ve basit olduğu kadar işlevseldi de. Zamanla tarayıcıların, sitelerin ve diğer uygulamarın bir parçası haline geldi. Öyleki dün gece FreedFeed‘e rebelif.com sitemi eklemek istediğimde sitede RSS olmadığı için bunu yapamadım. (O dereceye gelmişiz artık). Ayrıca şimdilerde “anlık” arama motorları tartışılıyorsa bunda RSS’in çok büyük bir etkisi vardır.

Bu kadar RSS yeter : )

sCVf

Ortaya atmak istediğim fikir şu; tıpkı RSS’te olduğu gibi CV’lerde de bir standart olsun.
Kişiler pek çok servisten bu standart CV formatını destekleyen hizmetler alabilsin. Servisler bu sCVf formatı üzerinden birbiriyle haberleşebilsin. Diyebilirsiniz ki Linked in var buna gerek yok. Bilakis Linked in sitesinin varlığı bile bu tür bir standartlaşmış CV kalıbının ihtiyacını göstermekte aslında.

Pixlr’da online arşiv olsun

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 24 Eylül 2009

İnternetle tanıştığımız ilk zamanlarda sanki internetten bulunca bedavaymış gibi bir his vardı hepimizde. Bu olayın düpedüz hırsızlıkla eşdeşer olduşunu kavramak çok uzun sürmedi ve hemen akabinde Açık Kaynak (Open Source)‘u keşfetmeye başladık hep beraber. Çok uzun zamandır bilgisayımda hiç bir crackli ya da yasak program yüklü deşil.

pixlr

Yazın başlarında da original PhotoShop‘u kurmuştum makinaya, lakin klasik format zamanı geldiği için bu kaynadı ve yeniden kurmamıştım. Banner vs. gibi ufak tefek işler için lazım olduğunda ise Pixlr gibi servisleri kullanıyorum.
Bugün de yine Pixlr kullandım ancak fark ettim ki, çalışma dosyası halinde (.psd gibi yani) layerlar vs. ile kayıt yapmak ihtiyacı içindeyim fakat Pixlr’da bu yok.

Haliyle bu düşünce, Pixlr’da online arşiv olsa ne güzel olurdu fikrini doğurdu.
Ben yazayım.. belki birileri okur ve yapar..

MnTar vs McDonalds

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 18 Eylül 2009

Mantar, biyolojik sınıflandırmada ne bitki ne de hayvan gruplarına dahil. Mantarlar ayrı bir alem. Bana göre ise -yenilebilen mantarlar özelinde- bitki ile hayvan arası bir formdalar. Üstelik tad olarak da hem bitki hem de et tadı veriyor insana.

mantar-peynir

Geçen sene ablamların bahçesinde mangal modunda, içine kaşar konulmuş mantar atıştırdığımdan bu yana, bu lezzeti, -daha bir farkındalıkla- yeniden keşfetmiş oldum. Hemen az önce de Annemin içine normal peyaz peynir koyup fırınladığı kültür mantarlarından birkaç tane yedim. Yerken bu lezzetin daha yaygın bir şekilde sunulabileceğini düşündüm bir an.

Külde mantar közleme, mantar dürüm, mantar döner, kaşarlı, soslu vs. değişik versiyonlarıyla MnTar vs Mc ;)

CHP out, internet partisi @ÇP in

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 21 Ağustos 2009

Malum, Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli gibi gürüşleri hemen pek çok kesimde bilinen kişiler bile, şu günlerde başta CHP olmak üzere muhalefet partilerine muhalefet ediyorlar.

Çünkü ortada “sadece ve sadece ve sadece” “muhalefet etmiş olmak için” muhalefet eden bir muhalefet var. Kendi hazırladıkları raporlardaki “… olsun” dediklerini önerilere bile, sırf yeniden gündeme getiren AKP olduğu için muhalefet ediyorlar. Pek çok örnekle tescillenmiş bu konuyu uzatmak yerine AÇP olayına geçelim.

@ÇP logosu

@ÇP nedir?
@ÇP: İnternet tabanlı, Alternatif Çözümler Partisi.

İçerisindeki @ işaretinden de anlaşılacağı üzere @ÇP; üye, tüzük, delege seçimleri ve mümkün olan tüm işlemlerini internet üzerinden gerçekleştiren bir “sosyal medya” partisi. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk internet tabanlı patisi. (belki de dünyanın, bilemiyorum).

Çalışma şekli ise gayet net: İnternetin gücünü arkasına alarak binlerce aklın ortakça düşündüğü Çözüm(ler) önermek.

Konuyu Muhalifecan ile Hükümcan’ın hayali diyalogu ile sonlandırıralım..

- Süpriz! Bak sana gül kurusu bir çanta aldım.
- Him.. Gül kurusu mu? O olmaz.
- Tamam başka renkeri de var değiştiririz. Ne renk olsun?
- Gül kurusu olmaz.
- Anladım olmaz, yerine nasıl birşey istersin?
- Gül kurusu olmaz.

Çağrışımlar: , , , ,

Fotokritik’te “Online Takvim” hazırlama olsun

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 10 Ağustos 2009

Yolumun Avusturya’ya düştüğü dönemde aradığım/aklımdaki sitelerden birisi de Türkçe, kaliteli bir fotoğraf-çağrışım sitesiydi. Bir kaç kez, “karanlığa küfretmek yerine mum yakmak gerekir” diyerek, böyle bir site kurmaya niyet ettiğim oldu.

Ama o zamanlar php ile aram şimdiki kadar bile olmadığı için sadece “iyi niyet”li bir yaklaşım olarak kaldı. Daha sonra -her ne kadar benim aklımdaki “çağrışım” kısmı olmasa da- Fotokritik.com ‘u gördüğümde sevinmiştim.

Fotokritik

Fotokritik.com şimdilerde tasarım değişikliğine hazırlanıyormuş. Hazır tasarım değişikliği gündemde iken, Online Takvim/Poster özellği de olsa..

- Fotoğrafı çeken sanatçılar/kişiler için, yükleme yaparken “Poster/Takvim’e seçilebilir” seçeneği olsa
- Atıyorum buradaki resimlerden kafama göre seçsem
- isteğe bağlı olarak, hangi aya hangi fotoğrafın geleceğini vs. ayarlasam
- Poster/Takvim için istediğim ebatları belirlesem ve buna göre fiyat çıksa
- Satın alsam ve takvim/poster kaliteli olarak basılıp adresime gelse (internetten aparlılanların çözünürlüğü malum)
- Fotokritik kendi komisyonunu düştükten sonra, fotoğraflarını seçtiğim kişilere ödemelerini yapsa
- Hem ben “Vayy harika” dediğim resimleri masamda/duvarımda görsem hem de fotoğrafı çeken kişi fotoğrafının beğenilmesi oranında kazanç sağlasa..

Süper olmaz mı?

Saman Kapsülü

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 16 Temmuz 2009

Yok yanlış yazmadım, bu geçmişe ya da geleceğe gidilen zaman kapsülü değil; saman kapsülü.

Öncelikle bir alıntıyla başlayalım:

İmgeleme bireye sınırsız fikir kaynağı sunar. Bugün kullandığımız eşyalar önce birilerinin zihninde canlanmış daha sonra varlık kazanmıştır. Einstein’ın “hayal gücü bilgiden daha önemlidir” sözü imgelemenin insanlık tarihine katkılarını çok güzel şekilde özetlemektedir.

Einstein’ın buluşlarını “zihinsel deneyler” adını verdiği yöntemle gerçekleştirdiği bilinmektedir. O, buluşlarını gerçekleştirmek için ışık hızındaki bir asansöre binip uzaya seyahat ediyordu.

Hayal gücü olmadan gelişme mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki yaratıcılık eğitiminde beyin fırtınası gibi bir çok yöntem hayal gücünü aktif kılma anlayışına dayanmaktadır. Einstein çevresine sürekli “rüya görmeyi öğrenin” demiştir.

- bisohbet.com -

Hayal kurmanın ve rüya görmenin değeri hakkında bunlar yeterli sanırım ama isterseniz bir de dikiş makinasının bulunuşu gibi bilindik hikayeleri de ekleyebilirsiniz.

Saman Kapsülü

Bu kadar girişden sonra gelelim Saman Kapsülüne..

Aç tavuk kendini samanlıkta görürmüş” şeklinde bir atasözümüz var malum. Bu sözden yola çıkarak ismini alan Saman Kapsülü, SmKp makinlarında üretilir. Kişiler SmKp sistemine rüyasını görmek istediği konuları girer ve ardından sistem, istenmiş olan konularda rüya görülmesini sağlayacak içeriği, minik kapsüllere enjekte eder.
Kişi bu kapsülü bir hap atar gibi alır ve uykuya geçer.

Hücreli Çorap

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 11 Temmuz 2009

Dün ayakkabı almak için bazı modellere baktım. Gayet şık ve güzel modeller var. Büyük bir kısmının önü kapalı olduğu için yaza pek uygun değil. Terleme için hava alan delikli tiplerde vardı ancak onlar beni kesmedi.

çorap
Nano teknoloji kullanılmış şöyle bir çorap olsa;
İpliği gayet ince (istenirse kalın),
ve asıl özelliği çocuk bezi örneğinde olduğu gibi tek yönlü sıvı geçişine duyarlı ve sıvıyı hapseden bir dokusu olsa. Kişilerin ayakları terlediğinde bu dokular ter sıvısını içine çekip hapsetse.

Böylelece bazıları (ya da çevresindekiler) için bir kabus olan ayak terleme sorunu için güzel bir çözüm olur. Ayrıca çorap üreticileri için de 2-3 ayda bir satış yapmak yerine daha sık satış yapabilecekleri bir pazar oluşmuş olur. ;)

Adroka.com

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 17 Haziran 2009

Neredeyse bir aydır üzerinde çalıştığım(ız) AdRoka.com beta yayınına başladı.
Tasarımı da hiç fena olması sanki ;)

Hiti bol site sahibi arkadaşlara duyurulur: AdRoka.com

Çağrışımlar: , ,

Okuyorum.org/net vb.

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 17 Haziran 2009

Aslında okuyorum.org diğer uzantılar şu anda alınmış durumda fakat ismi farklı da olabilir. Önemli olan proje. Projenin özeti şöyle;

Mesela benim ne okuduğunu hararetle merak ettiğim kişiler var. Örneğin Alev Alatlı, Mehmet Aydın, Taha Akyol, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Elif  Şafak.. liste bir hayli uzatılabilir.

Bu gibi kişilerin şu anda hangi kitapları okuduğunu gösterecek bir site olsa süper olurdu. Olmuşken bir de sitedeki her bir kişinin mutlaka okuyun dediği kitaplar listesi.

(Evet twitter ve friendfeed gibi siteler var ama sadece bu konuya yoğunlaşmış değil artı bahsi geçen kişilerden kaçı twitter kullannıyor ki?)

Kağıt Eldiven

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 5 Haziran 2009

Şöyle güzel bir dürüm, hamburger ya da soslu/yağlı herhangi bir şeyler yerken ellerinizi yıkamak zorunda kaldığınız mutlaka olmuştur.

Kağıt eldiven

Bu tip gıdalar için bir de kullan at tipinde kağıt eldivenler olsa. Yemek yerken kişi pratik bir şekilde bunlardan taksa ve yağ/ketçap vs. bulaşma derdi olmadan keyifle yemeğini yese ne tatlı olurdu ;)

Birisinin neler ‘his’setiğini daha rahat anlamak için insanın kendisini o kişinin yerine koyması genelde iyi sonuç verir.

Bununla berebar ‘kendini başkası yerine koyma” aslında tamamen düşünce deneyinden ibarettir.

Hemen hemen pek çok duyguya karşılık gelen bir hormonun var olduğunu bildiğimize göre 3Mpatik adında -Empatik okunur- şöyle bir cihaz olsa;

Benim kan damarlarımdan birisine yerleştirilmiş olan 3Genaration/3Nesil mobil iletişim destekli nanoteknolojik hormon algılayıcısı, izin verdiğim kişilere benim kanımdaki mevcut hormon bilgilerini gönderse..

3mpatik
(Resim: medgadget.com)

Diğer kişide bulunan “3Mpatik”, aldığı bilgilere göre (o kişideki mevcut horman bilgilerini de göz önünde bulundurarak) hormon bezlerini tetiklese ve bendekine benzer hormonların salgılanmasını sağlasa..

Ya da tersi, neler hissettiğini anlamamı isteyen kişi 3Mpatik ile hislerini bana gönderse..

“İletişim”de yeni bir çığır açılmaz mı?

Güncel reklamlı Flash video oynatıcı

Yazan: Murat Tatar ● Tarih: 17 Mayıs 2009

Teknosohbet gibi video içerik siteleri, televizyonlarda olduğu gibi yayın akışı içerisinde reklam göstererek kazanç sağlayan bir gelir modeli takip ediyorlar.

Ancak böyle durumlarda, eski tarihli bir video izlerken çıkan reklamların ne izleyen ne de reklam veren için pek bir esprisi kalmamış oluyor.

Çözüm olarak şöyle bir sistem yapılabilir;
Ana swf belirlenen frame(ler)de, çağrılacak swf var mı yok mu diye bakar ve varsa ilgili swf’yi standardize edilmiş bir URL’den çağırır.

Güncel reklamlı flash video player

Örneğin Ana Player swf 300. frame’de abc.com/abc.swf’yi çağırır. Reklam veren şirket yeni kampanyalarını Abc.swf olarak güncellediğinde, eski olsun yeni olsun tüm videolar içinde yer alan reklamlarda güncellenmiş olacaktır.